Düşen Taş: Spinoza’da Zorunluluk, Özgürlük ve Conatus
Spinoza, 1674 sonbaharında G. H. Schuller’e yazdığı 58 numaralı mektupta özgürlük kavramını bir düşünce deneyiyle sınar. Dış bir nedenle harekete geçirilmiş bir taş, hareketini sürdürürken düşünebilseydi ve bu sürdürme çabasının bilincinde olsaydı, kendini tümüyle özgür sanır, yalnızca kendisi istediği için hareket ettiğine inanırdı. Spinoza’ya göre insanların övündüğü özgürlük de tam olarak budur: İnsanlar arzularının bilincindedir, ama onları belirleyen nedenlerden habersizdir.
Bu imge, Spinoza’nın Etika‘daki daha genel öğretisine dayanır. Üçüncü kitabın altıncı önermesine göre her şey, kendi içinde olduğu ölçüde, kendi varlığını sürdürmeye çabalar; yedinci önerme bu çabayı, yani conatus‘u, şeyin edimsel özü olarak tanımlar. Taş da insan da bu çabanın dışında değildir. Aralarındaki fark, çabalarının nedenlerini ne ölçüde kavradıklarındadır.
Spinoza özgürlüğü nedensizlik olarak değil, zorunluluğun kavranması olarak düşünür. Etika‘nın birinci kitabındaki yedinci tanıma göre özgür olan, yalnızca kendi doğasının zorunluluğuyla var olan ve eylemeye yalnızca kendisi tarafından belirlenen şeydir. İnsan, dış nedenlerin edilgen bir uzantısı olmaktan, şeyleri yeterli (adekvat) ideler aracılığıyla kavradığı ölçüde kurtulur. Bu kavrayış, Spinoza’nın sevinç (laetitia) dediği şeyle, yani eyleme gücünün artışıyla birlikte yürür.
düşentaş bu iki taşın arasında durur. Birincisi kendini özgür sanan taştır: Okuduğu her kitapla birlikte kendi düşüncesinin tek yazarı olduğunu varsayar. İkincisi, düşüşünün nedenlerini anlamaya çalışan taştır: Neden bu soruyu sorduğunu, hangi kitabın onu hangi yöne ittiğini izlemeye çalışır. Buradaki yazılar bu ikinci tavrın denemeleridir: Kaynağını gösteren, kendi sınırının farkında olan, kesin hüküm yerine gerekçeli tahmin (educated guess) öneren notlar. Kısa videoları ve gönderileri ise Instagram’da, aynı adla paylaşıyorum: @dusentas.
Kaynaklar: Spinoza, Ethica, ordine geometrico demonstrata (1677), I. Kitap, Tanım 7; III. Kitap, Önerme 6–7. Spinoza, Schuller’e mektup, Ep. 58 (1674).
Kurguya sığanlar: Oro Kıtaları
Buradaki yazılar kurgu dışı. Ama her düşünce kurgu dışına sığmıyor; bazı sorular ancak bir dünya kurularak sorulabiliyor. O soruların evi Oro Kıtaları: yıllardır masa başında, zarlar ve arkadaşlarla birlikte büyüyen, ilk romanı Nebrukaddesar ile kitaplaşan bir fantastik evren. Oro’nun tarihine, sözlüğüne ve kayıtlarına koloboros.com’dan ulaşabilirsin.

